Yusuf Hayaloğlu İle Türkülendik, Kah Kar Olduk Dağlarında, Kah Annesine Seslenişi.... - Nalan Yılmaz | LANSMAN ® / LANSMAN DERGİSİ ® / LANSMAN TV ® / LANSMAN HABERLERİ / LANSMAN TÜRKİYE / LANSMANLAR / LANSMAN GECESİ / LANSMAN GÜNLERİ / TÜRKİYE LANSMAN / LANSMANA ÖZEL / LANSMAN FİYATLARI / LANSMAN TAKVİMİ / LANSMAN MEDYA / LANSMAN SOSYAL MEDYA / LANSMAN MAGAZİN / e-lansman / LANSMAN FUAR / LAUNCH TURKEY / lansman ingilizce franszıca arapça almanca yunanca italyanca rusça / MARKA MEDYA GRUP
Nef Kandilli
Mazu Yachts
Facebook Twitter Google+ Youtube Pinterest
1yatirim
Son Dakika
Nalan Yılmaz213 Okuma     04.03.2018 -

Yusuf Hayaloğlu İle Türkülendik, Kah Kar Olduk Dağlarında, Kah Annesine Seslenişi....


NEYLERSİN...

Ah güzelim, İncinmiş bir sesi vardır yağmurun; Yanaklarına vurduğunda hissedersin.

Ve bir veda sözcüğü, saçlarına, titreyen bir öpücükle konduğunda; Bu anı doldurmaya yetmez nefesin. Bir film sahnesi gibi, akar gider ayrılık, neylersin…

Biz zaten hiç bir romanda kendi hayatımıza rastlamadık. Bütün şarkılar bizi yanlış anlatmıştı.Ve bütün bulmacalar yarım bırakılmıştı. Tenha sokaklarda üşüyüp durdu sırtımız. Oysa, tuttuğumuz balıkları bile, yeniden denize atmıştık. Biz, hayata dair hiç bir yanlış yapmamıştık. Neylersin…

Çocukluğunda düşüp de bacağını kırdığında, aylarca yatmak zorunda kaldığı  yatağında,  abisinin kitaplarına olan düşkünlüğünde  kendi kendine çözdüğü okuma yazmasıyla,

Yusuf Hayaloğlu  fırtınalar büyüttüğü yüreğinde biriktirdiği tenha aşklarıyla, ekmek kavgasında  boğuşurken  hayatın zorluklarıyla yaşadıklarına  başkaldırır kalemiyle.  Kabına sığmayan asi yaradılışlı ruhuyla  postmodernist bir yaklaşımla,  taşıyamayacağını sandığı yorgun zamanlarında, satırlara döker, masalsı bulduğu yaşamının  pişmanlıklar denizinde...

Çıraklıkla geçen gençliğinin   eskil zamanlarında  tattığında kimsesizliğinin kekremsi gözyaşlarını, yüzleşirken henüz  bir anlam veremediği hayatla şaşkınlıkla restleştiği olaylarda, kendini sınardı doğru ve yanlışlarının sınırlarında…

En büyük sırdaşı olurdu sabahı sökmeyen gecelerinde kelimeleri,  martı kondulu teknelerin yamacında Suphi ile gözgöze gelirdi...

Kah sarsılmış ömrünün sıkıntılı basamaklarında kaybettiği dostlarına seslendi, kah hiç yaşayamadığı çocukluğunun, kiraz ağacı altında yırtılan gömleğini hatırlayıp,  sahip olamadığı oyuncaklarına takılırdı hüzünleri,

Kah annesine tatlı serzenişlerini yazdı, kederli yalnızlığında kaybolmuş bir anahtar edasındaki yüreğinin mağrur dikilişini  yazdı. Bir keklik oluşunu hatırlarken dağlarında, bilyeleri  ve topacıyla tarlalarda rüzgar, yaylalarda nasıl bir bahar olduğunu anlattı bir oğul duruşuyla...

Bilincini sorguladığı çağ yangınlarında,  sessizce biriktirmesini istedi gözyaşlarını annesinden  kimseler görmesin  diye  yangısını

içinin ürpertilerini, korkularını sazında buluşturdu Munzur´ da akan çay sularıyla...

1953 te  Tunceli Ovacık’ ta doğan Yusuf Hayaloğlu, Haydarpaşa Lisesinde yatılı okurken, okul kütüphanesi  iç sesinin sığınağı oldu hayal ufkunu genişleten. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisinde resim eğitimine başladığı yıllarda.

Cağaloğlundaki matbaalara grafik işleri yaparken, bujiteri atölyelerine aksesuar ve takı modelleri de hazırlıyordu.  Çok sevdiği  okul arkadaşı  Haydar´ a dertlenirken umuda olan yolculuğunu;  İstanbul sokaklarında  tek başına savaşarak direnmesinin ve  kaybolacağının tedirginliğini  de yaşıyordu.

Daha sonra ulusal bir gazetede muhabirliğe başladı ama bazen kör kuyuların dibinde bir Yusuf, bazen Kerbela çölünde bir Hüseyin´di  sevincini çalan düzenin çelişkisiyle bakarken köleliğinin  penceresinden...

Yılmaz Güney ile tanışınca, üç yıl Güney Filmcilik’te öykü, roman afiş, senaryo, poster çalışmaları yaptı. Güney dergisiyle devam ederken hayatına, 12 Eylül zamanlarında oda tanış  oldu ilk defa  jopla, maphushane parmaklıklarıyla. 

İşte  o günlerde yemin etti   kendine, daima ezilenlerden yana olacağını volta atarken ışıksız dar odalarda,  işte o vakitlerde  kavgasının  çiçeğini  ekti   bahçivan narasıyla yüreğine...

Kurtarabilmek için benliğini sosyal ve siyasi baskının kaçışlarında;  sarılıverdi elindeki tek silah olarak gördüğü  "sanatına" mısralarında.

Dışarıya çıktıktan sonra, Cağaloğlu’nda açtığı atölyesinde grafik ve resim işlerine devam ederken; 

Kız kardeşi Gülten Kaya’nın Ahmet Kaya ile evlenmesi,hayatının yeni bir sayfa açmasına vesile oldu.

Yıllardır karalayıp da bir kenara attığı şiirleriyle tanışınca Ahmet Kaya, 13 yıl sürecek bir üretim ortaklığına imza attılar birlikte…

“Hani Benim Gençliğim, Adı Bahtiyar, Başım Belada, Yorgun Demokrat “ gibi bir çok eserin sözlerine imza atarak Yusuf Hayaloğlu tanınmaya başladı…

“Sen Ağlama Yar, Nankör Kedi ve Şu dağlarda Kar olsaydım” şarkılarıyla, İbrahim Tatlıses’ten, Ferhat Tunç’a bir sürü sanatçı ile çalışmalar yaptı.

1999´ da Ahmet Kaya’nın Türkiye’den ayrılırken ülkesine ve insanlarına duyduğu kırgınlığını dile getirdiği;

Artık seninle duramam/ bu akşam çıkar giderim/ hesabım kalsın mahşere/ elimi yıkar giderim/… Sana yazdığım şarkıyı sazımdan söker giderim/ben ağlayamam bilirsin/ yüzümü döker giderim…

dizeleriyle yılın şarkısına damgasını vurdu.

Hemen ardından “Ah Ulan Rıza” isimli ilk albümünü çıkardı.

“Gözleri İntihar Havi” adlı ilk şiir kitabının 48. baskıya ulaşmasının ardından ikinci albümü “Bir Acayip Adam” da aynı ilgi ve beğeniye ulaştıktan sonra, çeşitli televizyon kanallarında, yurt içinde ve yurt dışında yapılan  programlara katılarak;

yazmakla bitiremediği şiirlerini, kelimelerinin  firari acılarında, aşklarında, deli cesaretinde,  geçmişinin ağaç dallarına kurduğu tüneklerde düşlediği öykümsü şiirlerini,  yüreğine tanıklık eden  gönül dostlarıyla  tanıştırdı…

Düzene duyduğu isyanlarına  rağmen, tüm şovenist anlayışlardan uzak duran yüreğindeki insan sevgisinin tasavvufi bir düşünceye sahip oluşunu;

Pir sultanı da gördüm/ Darağaca vur eyledi aşk beni/ Hacı Bektaş´ı kırda gördüm/Bir ceylana pir eyledi beni.

Dizelerini dinlerken hissederiz türkülerinde ve düşünürüz  " aşk  olmazsaydı  yazar mıydı  kalemi  ateşini  canının!".

Kimi zaman sorarken bir ressama  “Ölümün rengini hiç boyadın mı?” diye... Sorgularken ölümü, derin bir kederle  biliyordur aslında  sanki ölüme ne kadar yakın olduğunu…

Kimi zaman şiirlerde sorgularken zalim sevdasının zulmünü; daha fazla imge dilenir şairlerden, daha da katlansın ister hicranı.  Kifayetsizdir artık kendi sözcükleri gönlünün kırık aynalarında…

Kimi zaman çırpınır anlatabilmek için hasretine talip olduğu sevgiliyi; makamların en hüzünlüsünde dolaşsın ister kemancı, kah muhayyer, kah kürdili ille de arar durur hicaz esintileri..Bilir ki onun hüsranına  ancak o notalar yoldaşlık eder...

Sevdiği insanların bir bir binip gitmesiyle sessizce gelen o meçhul gemiye; bir hiç uğruna yaşadığını düşünerek korksa da ölümden, ruhunun neşeye eksik zamanlarında,  uzanmak ister gönüllü mezarına güzelliğini düşünerek ölümün…

3 Mart 2009´ da kansere yenik düşerek,  çoktan ruhunu  hazırladığı ve  bir akşamüstü uzanmak istediği  o meçhule,  kendi de yelken açar hiçliğiyle…

Ziyan olmuş aklının çıraklığında;  haksızlıkların, insafsızlıkların kıyısından, acıtmadan kimselerin yüreğini, zümrüdü anka kuşu gibi yeniden doğmak ister küllerinden, çoban ateşlerinin titreştiği dağlarda türküleriyle...

Yeniden hatırlanmak ister taş yastığıyla ağlaştığı gecelerinde, bir kavalın hırçın rüzgarlarında,  yeniden  dolu dizgin koşmak ister dokunurcasına yüreğimizin akordsuz tellerine.

Geride bıraktığı şiirleriyle,  içindeki sancılı  isyanlarını anlattığı hayatıyla,

yağmur ıslağı, kırılgan türkülerinin içinden bakar  deniz mavisi gözleriyle sevenlerine ...



Yazarın Diğer Yazıları:  
Manşet Haberler
  • VODAFONE TÜRKİYE’YE 4 STEVIE ÖDÜLÜ BİRDEN
  • HAYALLERİ SÜSLEYEN BMW’LER KİŞİYE ÖZEL
  • "Aston Martin´den 36 vadeye ´0´ faiz kampanyası"
  • SEAT’ın SUV modellerinde 15 bin TL’ye varan bayram indirimi!
  • Audi dünyasının en iyileri Türkiye’den!
  • Yeni, Süper Güçlü “Samsung Galaxy Note9”
  • SEHA YAPI’DAN KONYA’YA RENGARENK PROJE:
  • Honda’nın Civic Type R Challenge 2018
  • FAZIL SAY, YÜRÜYEN KÖŞK RESİTALİ İLE ...
  • Şarkılarıyla listelerden düşmeyen başarılı sanatçı Zayn’in
Maybach
Vakko
Cartier
Foto GaleriTümü
Ulaşımda Çığır Açan Avrasya Tüneli’nden Araç Geçişi Başladı
Panamera Ailesinin Yeni Üyeleri Los Angeles’da
Marka Medya Grup Ve Lebis Reklam Ajansı A.ş. Ankara´da...
Absolute 43 Sty – Boyundan Büyük İş Çıkarıyor!
Ford Eylül Ayında “bir Başka”
Ege’nin İncisi Bodrum Yatırımda Kazanç Sağlıyor
Lexus Tasarım Ödülleri
Sibel Can İlk Kez Sahnede Rap Söyledi!
Galatasaray
Renault E.dams Fıa Formula E Şampiyonasında İkinci Kez 1.liğ
Video GaleriTümü
Mazu Yacht
İnşaat Yapı & Projeler   |   Lansman Haber   |   Marka Danışmanlık   |   Müzik   |   Turizm Tatil Gezi   |   Ekonomi İş Dünyası   |   Sosyal Sorumluluk   |   Oto Motor Motosport Ve Yarışlar   |   Alışveriş   |   Havacılık   |   Mücevher   |   Özel Günler Ve Kutlamalar   |   Dünyadan   |   Tanıtım & Organizasyon   |   Spor   |   Lansman Grup   |   Kültür Sanat   |   Fuarlar   |   Moda   |   Sağlık   |   Teknoloji   |   Yaşam Stil   |   Mekanlar   |   Cemiyet   |   Bakım Ve Güzellik   |   Mimari Dekorasyon Mobilya   |   Emlak Gayrimenkul   |   Sinema   |   Ayakkabı Giyim   |   Otomotiv   |   Denizcilik